Atonement -Kefaret-

 

18 Mart 2010’da izlenen

ATONEMENT –Kefaret-

Filminin 22 Mart 2010’da yazılan Eleştirisi

 

           

 

            Joe Wright’ın 2007 tarihli filmi Atonement, Ian McEwan’ın aynı adlı romanından beyaz perdeye uyarlanmış. Ülkemizde de Can Yayınları’ndan çıkan Kefaret’in yazarı Ian McEwan, tarihi aşk romanları yazıyor ve güçlü bir edebi dile sahip. Sinema filmi için senaryoya uyarlayan isim ise Christopher Hampton. Joe Wright’ın yine Keira Knightley ile beraber çalıştığı Pride and Prejudice(2005)’da bir roman uyarlamasıydı. İngiliz aristokratları, aşk, ayrılık, ihanet gibi olgular, yönetmenin bu iki filminde de alt yapıyı oluşturuyor.

 

            Yönetmenin izlediğim diğer bir filmi ise, Robert Downey Jr. ve Jamie Foxx’un başrolleri paylaştığı The Soloist(2009). Bu filmlerden önce ise, pek ünlü olmayan televizyon dizilerinin yönetmenliğini yapmış Joe Wright. Filmlerinde anlattığı dikkate değer hikayeleri, başarılı bir görsellikle sunuyor yönetmen. Hatta görsel anlatım konusunda üstün bir başarısı olduğunu bile söyleyebiliriz. Oyuncu yönetimi bakımından da alkışı hak ediyor. Özellikle Saoirse Ronan’ın onüç yaşında en iyi yardımcı kadın oyuncu dalında Oscar’a aday gösterildiği bir filme imza attığına bakacak olursak...

 

            Dikkate değer bir film olmasının yanı sıra Atonement, bütün roman uyarlamalarında gördüğümüz küçük engellere takılıyor. Bir edebiyat eserinin, tamamen görsel içerikli bir sinema filmine dönüşmesinin zorlukları var elbette. Bu nedenle film bazı sahnelerde yavanlaşıyor. İzleyicisini kaybedebiliyor. Baş karakterlerden Briony Tallis’in beş yıl sonraki halinin başka bir oyuncu tarafından canlandırılması izleyiciye rahatsızlık veriyor. Bazı durağan sahneleri ise, Joe Wright’ın başarılı görsel anlatımı dahi zar zor kurtarıyor.

 

            Film, 1935 yılı İngiltere’sinde geçiyor. Onüç yaşındaki Briony Tallis yanlış yorumladığı bir dizi talihsiz olay sonucu, ablası ve sevgilisinin ayrılmalarına sebep oluyor. İşler o kadar büyüyor ki olay, polislerin dahil olduğu bir ahlaksızlık suçuna dönüşüyor. Bunun üzerine bahtsız sevgili Robbie savaşa gönderilince, ablası Cecillia ile ayrı düşüyorlar. Briony ise yıllarca yaptığının kefaretini ödemeye çalışıyor. İçindeki suçluluk duygusu, onun hayatta farklı yollar denemesine sebep oluyor. Final sekansı ise tam olarak vurucu bir etki sağlayamıyor. Bunu yine roman uyarlamasının bir sorunu olarak görebiliriz. Ama yine de bütünlüğün bozulmadığı, romana olabildiğince bağlı kalınan ve etkileyici ayrıntılarla süslü bir film Atonement.

 

            Keira Knightley ve James McAvoy iyi bir çift oluşturuyorlar. Aralarındaki engellenmiş aşk, her zaman gerginliğini koruyor ve izleyiciyi hüzünlendiriyor. Olayların bu raddeye gelmesini baştan sona izlerken, Knightley ve McAvoy yavaş yavaş gelişen olaylara paralel karakterleriyle bizi hipnotize ediyorlar. Parlak olmasa da ölçülü bir oyunculuk sergiliyorlar.

 

         

 

 

 

            Tabi ki genç aktris Saoirse Ronan, filmin yıldızı. The Lovely Bones(2009) filmindeki etkileyici oyunculuğunu izleyince, Saoirse Ronan’a hayran olmamak elde değil. Pek çok eleştirmence övgü topladığı ve Oscar adayı olduğu Atonement filmini izleme olanağını yeni buldum. Bu arada Saoirse Ronan ve Joe Wright’ın 2011’de gösterime girmesi planlanan “Hanna” adlı filmde tekrar bir araya geceğini not düşmekte yarar var.

 

            İzlediğinize pişman olmayacağınız bir film. Hele ki aşk filmlerini severek izliyorsanız çok beğenmeniz bile olası. Atonement izleyiciyi etkilemeyi bir yönden başarıyor. Beceriyle kotarılmış bir kaç sahnesi de hafızalarınıza, bir daha çıkmamak üzere yer ediyor. Bizzat ben, romantik aşk filmlerini sevenlerden değilim. Hele ki sürekli bu tarz filmlerde, bu tarz roller üstlenip kendini tekrarlayan Keira Knightley’i sevenlerden hiç değilim. Buna rağmen yönetmenlik ve oyunculuğuyla, oldukça etkileyici, anlatımıyla, izlerken edebi bir roman okuyormuşsunuz gibi hissettiren Atonement’ı beğenmemek elde değil.

 

 

NOT: 6.9

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !