Shallow Grave -Mezarını Derin Kaz-

15 Mart 2010’da izlenen

SHALLOW GRAVE –Mezarını Derin Kaz-

filminin 19 Mart 2010’da yazılan Eleştirisi

 

                                 

 

Danny Boyle’un 1994 tarihli Shallow Grave filmini izledim. Türkçesi Mezarını Derin Kaz. Danny Boyle’u ilk 28 Days Later(2002) filmiyle tanıdım. Filmden çıktığımda düşündüğüm tek şey iyi bir korku filmi izlediğimdi. Yönetmeninin kim olduğunu merak etmedim. O yıllarda yönetmenleri çok dikkate almıyordum. Sadece iyi filmler izlemeye çalışıyordum. Sonradan yönetmenleri tanımanın, iyi filmleri deneme yanılma olmadan, rahatça bulabilmenin anahtarı olduğunu fark ettim.

           

Ne zaman olduğunu hatırlamasam da, bir de Millions(2004) filmini izleme fırsatı bulmuştum. Bu iki film de bende iyi izlenim uyandırmıştı ama hala yönetmene dikkat etmiyordum. Trainspotting filmini ise, yeni tanıştığım bir arkadaşımla, Private Movie Center’da izledik. Arkadaşım filmi şiddetle tavsiye ediyordu. Tabi ki çok başarılı bir filmdi. Trainspotting çok hoşuma gittiğinden, evdeki kütüphaneden kitabını bulup hemen okuduğumu anımsıyorum. Yeraltı edebiyatıyla ilk tanışmamdı ama kitaba o kadar bağlandığımı söyleyemeyeceğim.

           

2008’de de meşhur Slumdog Millioner gösterime girdi. Oscar gecesinde övgü toplamış ve pek çok ödülün yanı sıra en iyi film Oscarını kazanmıştı. Rakibi The Curious Case of Benjamin Button’dı. Bu filmi geçtiğine göre çok iyi olmalı diye düşünerek (Oscar ödüllerinin izleyici üzerinde etkisi hep böyle oluyor) koşturarak sinemaya gittim. Malesef o filmi izledikten sonra Danny Boyle’dan soğudum. Filmlerinin az katmanlı olduğunu ve ardında parlak bir zekanın olmadığını düşünmeye başladım.

 

Film kiraladığım Denizatı’nda Shallow Grave’i görüp izlemeye karar verdim. Konusu ve oyuncuları bakımından çok çekici görünüyordu. İyi bir film olcağına emindim. Kısmen haklıymışım.

           

Öncelikle filmin giriş kısmından hiç hoşlanmadım. Kullanılan müzik ve yönetmenlik çok kabaydı. Karakterler iticiydi. Yönetmen öyküye tek yönlü yaklaşmıştı. Beklediğim gerilim ve derinliği hissedemedim.

           

Bunun yanısıra, filmin finali nefes kesiciydi. İzlerken ekrana kilitlendim. İçimde güçlü bir sinema coşkusu hissettim. O ana kadar izlediğimiz her kare bu final sahnesi için vardı sanki. Final çok güçlüydü ve bu gücü, geride bıraktığı her dakikadan çekip alıyordu. Çarpıcıydı, anlamlıydı. Tek kelimeyle süperdi.

           

O zaman filmin ilk sahnelerine kötü gözle yaklaşmamaya karar verdim. Ama hala filmin bazı sahnelerinin üstünkörü ve dikkatsizce işlendiğini düşünüyorum. Olay örgüsünün geliştiği orta kısımlarda ara ara kopukluklar vardı. Bazı sahneler izleyiciyi sıkıyordu. Bazıları ise anlık zevk vermekten öteye geçemiyordu.

 

           

Filmin konusu kısaca şöyle: Üç ev arkadaşının kiraladıkları odaya yerleşen adam, aşırı uyuşturucudan ölüyor. Üç genç adamın cesedini buluyorlar. Polise haber vermek üzerelerken, para dolu çanta gözlerine çarpıyor. İlk başta emin olamasalar da parayı alıp, cesedi gömüyorlar. Filmin adı da buradan geliyor. Cesedi küçük parçalara ayırıp gömüyorlar ama mezarı yeterince derin kazmadıklarından dolayı ceset bulunuyor. Shallow Grave, Sığ Mezar anlamına geliyor.

Bu sırada mafya bu paranın izini sürmeye başlıyor. Ama bizim gençler de çok uyanık ve saldırganlar. Parayı saklamaya çalıştıkça cesetlerin sayısı artıyor. Bütün çatışma dışarıya karşı verilmiş gibi görünse de, filmin finali bunun sadece işin görünenyüzü olduğunu kanıtlıyor. Bütün karakterlerin içindeki bencil ve güvenilmez taraf şok etkisiyle ortaya çıkıyor.

            Böylece ortaya, zevkli ve akıllıca örülmüş bir hikaye çıkıyor. Danny Boyle, planlı ve dikkate değer bir yönetmen olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Filmi tekrar izlemek için bir istek bile doğuyor izleyicinin içinde.

 

NOT: 6.8

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !